İnsan doğduğu andan itibaren etrafını tanımlamaya ve anlamlandırmaya çalışır. Böylelikle kendisi ve çevresi arasında güvenli bir yaşam hali oluşturur. Bilinmezlik azaldıkça, karışıklığın gerginliğinden de uzak kalır.
“Bu lamba, bu anne, bu zil, bu havuç, bu battaniye…”
İlk zamanlarda bu tanımlamaların çok basit bir ölçüsü vardır. Konu eşya ise tehlike, işlevsellik veya eğlence açısından zihindeki yerine konulur. Konu insanlara gelince, bedeni küçük ve büyük insanlar olarak başlar. Zamanla karnını doyuran, başını okşayan ve koruyan aşamaya varır… Sonra arada can sıkanlar karşımıza çıkarlar. Oyuncağı alan, saçı çeken, sebepsiz yere öğretmene şikayet edenler… Görünüşte benzeyen insanları, davranışlarının farklılıklarına göre de tanımlamaya başlanır. Yıllar geçtikçe, iyi hissettiren insanların bazen de gıcık edebileceği veya üzebileceği fark edilir.
Benzerlikler, insana hayatta rahat ettirir. Herkes ilişki kuracağı kişilerin kendi gibi olmasını ister. Oysa benzerliği olanların da farklı tarafları vardır. Bunları fark ettikçe daha başka bir tanımlama yapması gerekir. Zamanla iyi ve kötü tanımlamalarına yenileri eklenir. Farklı davranışlar, ‘kötü’ diye tanımlanmaya başlanabilir.
İnsanoğlunun büyük yanılgısı burada başlıyor. Farklılıkların gerçek nedenlerini öğrenmedikçe, yanılgılar bütün ilişkileri gölgeliyor. Hayatta bütün öğrenmelerin kalitesi bu öğrenmeye bağlıdır. Yani detayda tanıma, daha kolay ve üstün bir başarı sağlar.

İnsan hayatta öğrenen bir canlı. Okul dönemi, özel kurslar, projeler ve çalışma hayatındaki meslek içi eğitimler… Bir de ilişki kurduğu insanlardan öğrendiği şeyler… Amcasından ticaretin inceliklerini, babaannesinden hediyeleşmeyi, kuzeninden evlilik hazırlıklarını öğrenebiliyor. Farkında olsakta olmasakta sayısız öğrenmelerden geçiyoruz.
Bazen de kendisi öğretici pozisyonunda oluyor. Çocuğunu yetiştirirken aslında bir öğretici. Arkadaşına iyi olduğu bir konuda tavsiye verirken de öyle. Bazen işyerinde yeni işe başlayanlara veya stajyerlere işlerini öğretme rolünü alıyor.
Dolayısıyla ya bir şey öğreten ya da öğrenen taraftayız. İnsanın, yetiştirmekle ilgili gündemi varsa, karşısındakinin kim olduğuyla da ilgilenmelidir. Onun diğerlerinden farkı ne olabilir? Çünkü herkes aynı yolla, aynı hızda ve aynı motivasyonla öğrenmiyor.
Anne-babanın gözünde çocukları çok kıymetlidir. Onlara adaletli olmak adına, eşit davranmakla da övünebilirler. Acaba bu işin doğrusu bu mudur? Yazarak değil de iyi dinleyerek öğrenebilen bir çocuksa nasıl yaklaşılmalı? Bir çocukta işe yarayan yöntem, her çocukta işe yarar mı?
İnsanın yanılgısı, herkesin aynı yöntemle öğreneceğini zannetmesidir. Ve sonra da aynı performansı beklemektir.
Her öğretme stili, öğrenmeye çalışanlarda farklı bir temsil bulur. Farklı bir nörolojik tepki doğurur.
Hayattaki genel stili, meyilleri, öncelikleri, güçlü yanları ve zaafları öğrenmek kıymetlidir. Eğitimde en iyi başlangıç, yetiştirilecek kişileri detaylı tanımaktır. Hem aile adına, hem çocuk adına bir kazançtır. Başarılı ve mutlu olma yolunda en iyi vasıtadır…



25 Responses
‘’İnsanın yanılgısı, herkesin aynı yöntemle öğreneceğini zannetmesidir. ‘’
O zaman farklı insanlara, farklı yöntemler…
Anlayabilmek, o insanı okuyabilmek için denk ki alfabeyi öğrenmeye ihtiyaç var ☺️
“İçindeki alfabe” hiç böyle düşünmemiştim ☺️
Bir çoğumuz bunları bildiğimizi sanıp bodoslama atladık hayata ama neden daha iyisini hak etmeyelim ki ?
Ne kadar sadece ve anlaşılır bir yazı olmuş. Hiç bilimsel terim kullanmadan açık ve anlaşılır. Benzerlikler içerisindeki farkı fark ettirmek emeklerinize sağlık
Öğrenirken de öğretirken de doğru yöntemlere ihtiyacımız var ☺️ çok akıcı ve anlaşılır bir yazı olmuş.. Ellerinize sağlık 🧡
O doğru yöntemler de ancak öğrenmeyi durdurmamakla olan bir süreç, umarım bilen değil her gün daha çok fayda veren bilgileri öğrenirken ayni zamanda o bilgilerin taşıyıcısı değil, yaşayıcısı da olabilmek dileğiyle… 🌱😇🥰
Bir öğretmen bir eğitmen olarak zevkle okudum. İnsanın en büyük yanılgısı herkesin aynı öğrenme stili ile öğrenebileceğini sanmasıdır hakikatten. Ve hayatımızın her alınında bir öğreticiyiz aslında. Bazen çocuğumuza bazen arkadaşımıza bazen de eşimize 🤣
Evet insan herkesi kendi gibi öğrenen, algılayan zannedebiliyor. Oysa her insan bambaşka şekilde öğrenen bir canlı, kimi yazarak, kimi dinleyerek, kimi konuşarak, kimi uygulayarak, yaparak, dolayısıyla bunlara dikkat edilirse insanın bu hayatta mutlu olması kaçınılmaz… Farkındalık oluşturan bir yazı, teşekkürler
İnsan hakikaten herkesi kendi gibi zannediyor, öğrenirken ve öğretirken de bu yanılgıya kapılabiliyoruz… Oluşturduğunuz farkındalık için teşekkür ederim.
Herkesi aynı şekilde tanımak çok mümkün değil. Ancak insan insanı tanımaya çalışırsa hangi alanda olursa olsun işleri çok kolaylaşır.
Eğitimde “Kim Kimdir” tebliğ yapmak için el kaldıranların, ben de buradayım diyenlerin ihtiyaç duyduğu seminer.
Okuması çok keyifli bir yazı olmuş teşekkürler 🙂
Ellerinize sağlıkk 💕
“İnsan bazen öğreten bazen öğrenen tarafta”
Öyleyse insanın hem nasıl öğreteceğini hem de nasıl öğreneceğini bilmesi gerekir. Bunun için de öncelik, insanın insanı tanıyıp anlamasına verilmelidir.
İnsanın da bir Kullanma Klavuzu olmalı o da Kim?Kimdir? Seminerleri…
İnsan ilişkilerinde ve eğitimde yapılan en büyük hatalardan biri herkesten aynı performansı beklemek. Oysa her insan farklı bir öğrenme hızına ve öğrenme stiline sahip. Yazı, farklı öğrenme stillerini anlamanın neden önemli olduğunu çok güzel açıklamış.
Cok dogru, herkesten ayni performansi beklemek cilek tohumu ekip domates ummaya benziyor:) herkes kendi ritminde, renginde ve dokusunda guzel, yeter ki diger stilleri de onlara merhametle ve sabirla tanitalim…
Kaleminize sağlık 🧡
Ne kadar hayat kurtarıcı bir ölçü:
“İnsanın yanılgısı, herkesin aynı yöntemle öğreneceğini zannetmesidir. Ve sonra da aynı performansı beklemektir.”
Okunması keyifli bir yazı olmuş✨Ellerinize sağlık✨
Okunması keyifli bir yazı olmuş. Emeklerinize sağlık🌸
Bazen de o farklılığa dargın olabiliyoruz. Bazen de asla düzelmez diyoruz ki bu da farklılığı yamuk zannettiğimizdenmiş😀
Öğrenmeyi öğretmek nedir ? Farkı nasıl anlaşılır bu anlamak için keyifli bir yazı olmuş. Emeklerinize sağlık
Insan karşısındakine kendine benzetmeye çalışmakla oyalanıp duruyor…
İnsan insanı tanımaya başladığında kalite artmaya başlıyor, işte ilişkide ticarette… Öğrenme ömür boyu devam ediyor
Farklılığı görse bile insan kabullenesi gelmiyor nedense… hep dış dünyayı değiştirme peşinde. Keşke bilseydi kendi davranışını değiştirdiğinde her seyin yoluna girecegini.