Bir okul döneminin daha sonuna gelindi… Yaz tatili yaklaşırken öğrenciler sınavlarında son mücadelelerini veriyorlar. Kimisinin gündeminde sadece o seneyi bitirmek var. Kimisi de daha iyi bir okula giriş için gayret ediyor.
Sınavlar bittikten sonra ise esas bekledikleri şey, yaz tatili… Genellikle çoğu için beklenti benzer oluyor. Tüketim ağırlıklı, dijital oyunlar, dışarı çıkmak, diziler ve filmler. Evde iken abur cubur yemek, öğle saatlerine kadar uyumak…
Peki, tatilde hayata dair öğrenme devam edilebilir mi? Öyle ya, tatil demek sadece keyif demek değil. Tatil, hayatın içinde öğrenmenin hala sürdüğü bir zaman dilimi… Belki de hayatı öğrenmek için uygun bir fırsat, yaz tatili. Tabi bunu fırsata dönüştürebilenler için böyle…
Öğrenmenin olmadığı yerde bir insan nasıl ileriye gidebilir ki? Bu durum, tıpkı bir arabanın ileri ve geri vitesi gibidir.
Ebeveynlerin ise öğrencilerden daha farklı bir derdi var…
‘’Yazın seyahatten arta kalan kısmında çocuk ne yapabilir?
Hangi kamp, ona uygun olacak şekilde planlanabilir?’
Ebeveynleri tam zamanlı çalışan aileler için daha da zorlayıcı…
“Bir an önce bir yaz kampı bulmak lazım. Evde kaldıkça hiçbir şey yapmayıp sıkılacaklar. Enerjilerini atacak bir program olması gerekir.”
Tüm bu kaygılara rağmen, önemli bir nokta vardır.
Aslında tatil ve öğrenme birbirine uzak iki süreç değildir.
Tam tersine, sınav stresi olmadığında öğrenmedeki verimlilik artar. Yazın sürekli aynı ortamda bulunmuyor ve kapalı bir sınıfta kalmıyor öğrenciler. Hayatın içinde olmak, bilgiden çıkıp uygulamaya geçmek ne iyi gelir… Güncel hayatla ilgili birçok farklı şeyi öğrenirler. Doğa ve ilişkilerle ilgili yeni detayları fark ederler. Bir şeyi bilmekle uygulamak aynı değildir. Öğrendiği şeyin uygulayıcısı olmak o konuda insanı geliştirir.
O zaman öğrenmenin keyifle buluşturulduğu kamplar nasıl olmalı?
Yaz kampı deyince ilk akla izcilik, spor kampları gelir. Oysa kapsamı çok daha genişletilebilir. Rutininde olmayan sorumluluklar, geniş vakit ve hedefli faaliyetler bütünü olabilir. Grupça aynı hedefteki insanlarla bir arada olmak iyidir. Beraber yapılan işlerde kişiler motive olur. Böylelikle beraber yapılan üretim ve eğlenme daha keyifli gelir. Üretmek ve bunun bir miktar sınırlarını zorlayarak yapmak geliştirir.

Mesele, sürecin yoğun olması değil, üretimi keyifli şekilde tasarlamaktır.
Sağlıklı yaşama dair yöntemler, yemek yapma atölyeleri, dikiş kursları… Yabancı dil öğrenme, küçük makine tasarımları, mini inşaat denemeleri… Harekete yönelik sahil temizliği veya doğa gözlemciliği… Pek çok farklı konuda içerik düzenlenebilir. Hatta bir tamir projesi bile bir araya toplar herkesi.
Böyle olunca kamplar sadece bir yaz anısı olarak kalmaz. Öğretici ve geliştirici bir şeyin keyifli hale dönüştürülmesi de talebi artırır. Öğrenciler hayata biraz daha hazır hale gelir. Bir sonraki seneye güçlü girmelerine yardımcı olur. Ayrıca hayata karşı da becerileri artar. İnsan yeni bir deneyim ve beceri kazandığında ise özgüveni artar.
Tabi bu atölye veya kamplar her çocuğun farklılıklarına göre seçilmelidir. Çünkü herkes aynı yolla öğrenmez ve aynı şeylerden keyif almaz. İnsanı tek bir kalıba sığdırmak ilişkilerin zehridir. Her insan birbirinden farklı ve kendine özgüdür. Keyifle öğrenmelerini sağlamak ancak detaylardaki farklılıkları bilerek olur.
Rota yeniden oluşturulsun mu o zaman… 🙂
Bu yaz tatili programın sence nasıl olsun?


